Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un vefatıyla ilgili dosya, yeğeni Alihan Kuriş ve cemaat liderleriyle ilgili yürütülen soruşturma nedeniyle geçici olarak durduruldu. Denizolgun’un bıraktığı şirketler ve mal varlığı tekrar gündeme gelirken, özellikle ‘Süleymancılar’ cemaatinin lideri olan Alihan Kuriş ve yakınlarına yönelik devam eden soruşturma, bu mirasın politik ve hukuki tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Denizolgun, 2016 yılında İstanbul’un Beykoz ilçesindeki evinde ölü bulunmuş ve cenazesinde cemaatin liderliği bu dönemde Alihan Kuriş’e devredilmişti. Kuriş, o dönemde yaptığı konuşmada, İslam’ın kıyamete kadar devam edeceğine vurgu yaparak, hizmetlerini sürdüreceklerini dile getirmişti.
Ancak, 2026 yılı itibarıyla Kuriş ve beraberindekiler, çeşitli suçlamalarla gözaltına alınarak tutuklandı. Soruşturmada, çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi ciddi iddialar gündeme geldi. İçişleri Bakanlığı yetkilileri, örgütün Almanya’nın Köln şehrinde büyük bir merkez inşa ettiğini ve faaliyetlerini buraya kaydırmak üzere çalışmalar yaptığını belirtti. Ayrıca, Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’in Denizolgun’dan kalan Arden Gıda şirketini ele geçirme girişimi de suç dosyasına yansıyan önemli detaylar arasında yer aldı.
Denizolgun’un ölümüne ilişkin adli tıbbi raporlar ise dikkat çekiciydi. Otopsi raporunda, ölüm nedeni olarak ‘şüpheli’ ifadeleri kullanılırken, morluklar ve göğüse uygulanan kuvvetler nedeniyle lezyonların kasten öldürme olasılığı üzerinde duruldu. Bilirkişi raporları, Denizolgun’un ölümünde cinayet olma ihtimalini güçlendiren bulgular içeriyor. Özellikle, otopsi ve ölümle ilgili ilk tıbbi raporların eksikliğinden ve ağır metallerin tespit edilmesine rağmen bunların ölüm üzerindeki etkilerinin net olmamasından dolayı da olayın perde arkasında karmaşık bir yapı bulunduğu aşikar. Ayrıca, belediye ve adli makamlar arasında yapılan yazışmalar ve soruşturma süreçleri, olaylara ilişkin ciddi hukuki sonuçların kapısını aralıyor.
Özellikle Alihan Kuriş’e yönelik “kasten adam öldürme” suçlamasıyla yürütülen soruşturma, olayın siyasi ve hukuki boyutunu daha da karmaşık hale getiriyor. Resmi belgelerin sahtecilik iddiaları ve otopsi görüntülerinin var olup olmadığı konusunda yürütülen soruşturmalar, olayın gerçek boyutunu ortaya çıkarmayı amaçlıyor. Tüm bu gelişmeler, Denizolgun’un mirasının ve ölümünün ardındaki sırların çözülme ihtimalini yükseltiyor ve ülke genelinde geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.
